Ana Sayfa Danışmanlık Eğitim Bilgimerkezi IK Danışmanlık Hizmeti Hakkımızda İletişim
Eğitim Bölümü

 

Tekin'in İlk Günü

Hayati Çağlar

InoTec Teknoloji Yönetim Danışmanlığı

 

Tekin üniversiteden mühendis olarak mezun olur. Ailesine yük olmak yerine hemen hayata atılıp, artık para kazanmaya baslamayı hedeflemektedir. Aslında hayattan çok fazla şey beklememektedir. Iyi bir işi olmasını ve şu an birlikte olduğu kız arkadası ile hemen mesut bir yuva kurmayı dilemektedir. Tez hocasının önerisi ile 100 kişi çalısanı olan bir kaplama tesisine başvuruda bulunur. Alacağı maaş, öğrencilik hayatı boyunca hiç bir arada görmediği kadar yüksek gelmiş, hemen önerilen pozisyonu kabul etmiştir. Zaten maaşın yüksek veya düşük olmasını da değerlendirmek gibi bir lüksünün olmadığını da kabullenmiştir.

Çalışmaya başladığı ilk gün direkt yöneticisi olan Genel Müdür, kendisine Laboratuar içinde bir köşede duran masa ve sandalyeyi göstererek, "Burasi sizin masanız, burada çalışacaksınız. Biraz sonra sizinle birlikte çalışacak kalite kontrol elemanlarını size göndereceğim, onlarla tanışırsınız" dedikten sonra oradan ayrılır.

Tekin, masasının başına geldiğinde heyecandan kalbinin yerinden fırlayacağını hisseder. Nihayet okul bitmiş ve işte mühendis olarak iş hayatına başlamıştır. Hem de Kalite Kontrol Sefi gibi yüksek olduğunu düşündüğü bir pozisyonda. O anda bütün hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer. Gözlerinin sulandığını, bir damla gözyaşının kirpiklerinin arasından süzülerek masasının üzerine düştüğünü fark eder. Hemen kimsenin görmemesi için eliyle masa üzerindeki göz yaşı damlasını siler. Masasının arkasında duran eski görünümlü kumaş koltuğuna oturur. Otururken gıcırdaması kendisini hiç rahatsız etmez. Zira; koltuğun dönüyor olması ilgisini daha çok çeker. Epey hoşuna gider bu durum. Diğer taraftan 150 cm uzunluğunda 80 cm genişliğinde oldukça büyük bir masası olmuştur. Koltuğu ile aynı renkte, iki yanında parlak metal çerçeveleri olan, her üç tarafı yere kadar kapalı, sağ tarafında üç adet çekmecesi olan, devlet dairelerinde müdürlerin kullandığı tipten heybetli bir masadır bu. Tekin masasının yüzeyinde elini dolaştırır, masanın çekmecelerini açıp kapatır, biraz zor hareket etmektedirler, ama içleri epey geniş görünmektedir. Masasının altına eğilir. Aşağıda ayaklarını uzatmak için tahtadan bir takoz vardır. Koltuğuna yaslanıp, ayaklarını takoza uzatır. Masası ve koltuğu çok rahat görünmektedir. İçinden "karşıdan bakıldığında nasıl görünüyorum acaba?" diye sorma ihtiyacı duyar. Hemen koltuğunda doğrulur ve ellerini masasının üzerine koyarak dimdik karşıya bakar. Böyle daha iyi göründüğünden emindir. Bu pozisyonda bir fotoğraf çektirip, annesine, kız arkadaşına ve okuldaki arkadaşlarına göndermeyi düşünür.

Masasında oturalı birkaç saat geçmiştir. Ortada gelen giden kimse yoktur. Uzaktan makine sesleri gelmektedir kulağına. Oturmaktan sıkılır, yerinden kalkar ve laboratuarın içinde ellerini arkasında kenetleyerek dolaşmaya başlar. Etrafı inceler, burası daha çok okulda gördüğü kimya laboratuarına benzemektedir. Duvarda boydan boya uzanan tezgahın üzerinde ismini bilmediği çok sayıda kap vardır. Aralarından bazılarını tanımaktadır. İçinden "beher, pipet, cam tüp, ..." diye mırıldanır. Her tanıdığı cam kap içini gurur kaplamaktadır. Kendi kendine güler. "Tabi ki bileceğim bunları, dört yıl boşuna mı okudum üniversitede" diye düşünür. Tam o sırada arkasında laboratuarın kapısının açıldığını hisseder, arkasında kenetlediği ellerini bırakmadan, biraz daha dik durmaya çalışarak yavaşça geriye döner. Kapıdan üzerinde gri önlük olan bir bey girmiştir. "Tekin Bey ben Personel Şefi Kemal, göreviniz hayırlı olsun. Bedeninizi soracaktım, önlük siparişi verecektim de" der. Tekin, biraz da kafası karışmış şekilde "bedenim 54" der. Personel Şefi Kemal elindeki kağıt parçasına not alır, teşekkür eder ve arkasını döner gider. Tekin gidenin arkasından bakarken, "tabi ya, Kalite Kontrol Şefliği pozisyonundaki birine özel önlük dikilmeli" diye geçirir içinden. Diğer taraftan bedeninin 52 olmasına rağmen neden 54 dediğine de bir türlü anlam veremez. Laboratuar içinde bıraktığı yerden dolaşmaya devam eder.

Aradan birkaç saat daha geçmiştir. Canı sıkılmaya başlamıştır. Öte yandan midesi kazınmaya başlamıştır. Artık epey acıkmıştır. Karnını nasıl doyuracağını düşünmeye başlar. "Keşke Personel Şefi Kemal'e sorsaydım" diye geçirir içinden. O anda aklına bir soru takılır: Personel Şefi mi, yoksa Kalite Kontrol Şefi mi daha yüksek bir pozisyondur? Kemal'in tipine bakıldığında kendisinden daha yüksek bir pozisyon olamayacağına karar verir ve rahatlar.

Karnından gelen gurultular gittikçe artmaya başlamıştır. "Hemen yemek yemezsem öleceğim" diye düşünür. Artık dayanamaz ve laboratuardan dışarı çıkar. Ortalarda kimseler görünmemektedir. Belli ki tüm işçiler öğlen yemeği için yemekhaneye gitmişlerdir. İmalat atölyelerinin içinden geçerek, sabah geldiği yoldan bina dışına çıkar. Hemen kapının yanında sohbet eden birkaç işçiye yemekhanenin nerede olduğunu sorar. Tarif üzerine biraz ilerideki yemekhaneye gider. Tüm çalışanlar yemekhanede yemek yemektedir. Masalarda yemek yiyen işçilerden gözlerini kaçırarak ne yaptığını bilen bir eda ile biraz da göğsünü kabartmaya dikkat ederek, yemek sırasının sonuna girer. Sırada beklerken, arada kaçamak bakışlarla etrafı süzmektedir. Masalarında yemek yiyen işçiler adeta kendisini göz hapsine almıştır. Bakışlarında şaşırmış bir ifade vardır. Tekin buna pek anlam verememekle birlikte umursamamaya çalışır. Sıra kendisine geldiğinde tabildot tepsisini yemek veren çalışanlara uzatır. Yine onlar da bir taraftan tepsiye yemek doldururken, diğer taraftan Tekin'e şaşırmış bir ifade ile bakmaktadırlar. Tekin, iyiden iyiye kendisini huzursuz hissetmeye başlamıştır. Umursamaz tavır takınmaya çabalasa da ortada bir problem olduğunu anlamış, biraz önce kabarttığı göğsünün kendiliğinden indiğini fark eder. Tüm uğraşlarına rağmen dik durmakta zorlanmaktadır. Zaten midesinin kazınması da dayanılmaz hale gelmiştir. Hemen boş bulduğu bir masaya oturup, yemeğini yedikten sonra orayı terk etmeyi düşünür. Onca açlığına rağmen pek sevmediği yemeği kaşıklarken, yutkunduğu lokmaların neresine gittiğini fark edemeden, yemeğini bitirir ve boş tabildot tepsisini, köşede bulunan bir pencereden içeri uzatarak kendisini dışarı atar.

Hiç zaman kaybetmeden direkt laboratuara geri döner. İçerde yine kimse yoktur. Masasına oturur, yemekhanede kendisini rahatsız eden bakışların nedenini anlamaya çalışır. Biraz morali bozulmuştur. İçinden "bir şeyler yanlış ama, ne?" diye geçirir. Başı iki elinin arasına, dirseklerini masasına dayamış bir şekilde uzun uzun düşüncelere dalmıştır. Masasının üzerine bir damla yaş düştüğünde yine gözünün yaşla dolduğunu anlar. Ama masaya düşen göz yaşını silmek için bu defa çaba sarf etmez.

Tam o anda kapıdan gelen bir sesle sıçrar yerinden. Kapıdan başı dünya gibi yuvarlak, omuzlarından iki tarafa uzanan kolları bileklerine doğru gelindikçe sivrilen, kalın bacakları kolları gibi dizinden ayaklarına doğru incelen ve ayakları olmayan, hayalet gibi bir yaratığın girdiğini görür. Önce irkilir. Ama hayaletin sevimli yüzü ve sempatik hareketleri içini ısıtır. (İzninizle; hayalet yaratığa kısaca İno diye hitap edelim ve betimlemeyi fazla uzatmayalım).

İno kendisine hep aynı cümleyi tekrarlamaktadır. "Yönetilmeyi bekleme! Sen yönet". Tekin, İno'ya daha "sen kimsin?" sorusunu soramadan İno gözlerinin önünden kayboluverir.

"Neyi yönetebilirim ki? Ben üniversiteden yeni mezun oldum, bana yönetmek öğretilmedi ki. Bana iş verilirse ancak o işi yapabilirim. Kaldı ki; ortada herhangi bir gelen giden bile yok. Bana masam gösterildi, burada çalışacağım söylendi, ama ne iş yapacağım bile söylenmedi. Hem sonra burası nasıl bir yer? Ne iş yapılır? Üretim atölyelerinde dolaşırsam tehlikeli midir? Ayrıca dolaşmam gerekir mi? ... Hiçbir şey anlatılmadı." Tüm bunları yüksek sesle düşünürken Tekin, komik göründüğünün farkına varıp hemen susar. Olanlara bir anlam veremez. "Kim bu hayalet?" diye kendi kendine sormaktan kendini alamaz. "Burada çalışan biri mi?". Sorduğu sorunun aptalca olduğunun farkına varır ve "iyi ki bunu yüksek sesle sormadım" diye içinden geçirir. Kimsenin duymadığından emin olmak için yine de etrafını kontrol etmekten kendisini alıkoyamaz. Günün sonuna kadar laboratuarda ümitsiz bekleyiş devam eder. Hiç hareket olmaz. Artık saat 18:00'e yaklaştığında mesainin bitmiş olabileceğini düşünerek, yine kendisini dışarı atar. Dışarıda işçiler yavaş yavaş bahçede duran servis araçlarına doğru yürümektedirler. Kendisi de onlara katılır ve servis şoförlerine kendi oturduğu güzergahtan geçen en uygun servisin hangisi olduğunu sorar. Tarif edilen servis otobüsüne biner ve en arka koltuğa pencerenin kenarına oturur. Tam saat 18:50 olduğunda servis aracında neredeyse boş koltuk kalmamıştır. Arka arkaya servisler birbirlerini takip ederek fabrika bahçesinden hareket ederler. Tekin tüm yol boyunca üzgün ve düşüncelidir. Ne kadar süre geçtiğini fark etmeden, kendi evinin caddesine geldiğini görür. Servis şoförüne ertesi sabah indiği yerde saat kaçta olması gerektiğini sorar ve cevabını aldıktan sonra, hızla servis aracından inerek evine yürür.

Eve geldiğinde annesinin meraklı bakışlarla kendisini kapıda beklediğini fark eder. Annesi ilk gününün nasıl geçtiğini sormaya fırsat bulamadan, Tekin hızla odasına gider ve kendisini yatağına atar. Hayatında hiç bu kadar moralinin bozuk olduğunu hissetmemiştir. Kendisine güvenini yitirmiştir. Dört yıl boyunca üniversitede okurken bu günleri hayal etmeye çalışmış, ama bu gün yaşadıklarını yaşayabileceğini hiç tahmin etmemiştir. Neyin hatalı olduğu sorusu, sürekli kafasını meşgul etmektedir. Bu gün yaşadıklarının tüm sorumlusu kendisi midir? Hem sonra İno "Yönetilmeyi bekleme! Sen yönet" derken neyi kastetmiştir. Gerçekten bu mümkün müdür? Dikkatle dört yıllık üniversite eğitimi sırasında aldığı dersleri ve içeriklerini aklında süzmeye başlar. Herhangi bir derste bu gün karşılaştığı durumla başa çıkabilecek beceri kendisine verilmiş midir? Çok zorlamasına rağmen en ufak bir ipucu yakalayamaz. Bunları düşünürken uykuya dalar.

InoTec Eğitim Hizmetleri


Genel Katılıma Açık Eğitimler

2008 Yılı 2. Dönem Genel Katılıma Açık Eğitim Programı için lütfen TIKLAYINIZ...Eðitim Hizmetleri AnaSayfa için Týklayýnýz


Bir önceki sayfaya geri dönmek için tıklayınız.
InoTec Eğitim Merkezi - Tepe Sitesi No: A7, Göksu, Kavacık - İstanbul
Tel: +90 216 668 09 92 - 93 Fax: +90 216 668 09 94
Kroki
©Sitede yeralan tüm içerik, grafik, ürün ve hizmetler InoTec Teknoloji Yönetim Danışmanlığı Ltd. Şirketinindir, Kopyalanamaz ve İzinsiz Olarak Kullanılamaz.